4 Haziran 2017 Pazar

SEYAHATNAME ; PARİS FRANSA

Cenevre - İsviçre' den, kara yolu ile Paris' e, özel araç ile gitme imkanımız oldu. Bu şekilde hem Fransa' nın yarısını karadan görme, hem de çok merak ettiğim, kırsal kesimi inceleme imkanı bulacaktık...
Cenevre, Fransa sınırına çok yakın... Gümrük kapısında durdurmadılar bile... Avrupa birbirine öyle entegre olmuş ki, bir memleketten, öbürüne geçtiğinizi anlamıyorsunuz bile...
Yollar, otoban yani bölünmüş yol, ancak gerçekten otoban, tabiri caizse; kaymak gibi... Trafik rahat; rahat derken herkes kendi yolunda, hiç bir araç diğerini rahatsız etmiyor...
Haziran ayı, havalar henüz çok sıcak olmadığından keyifli bir yolculuk yapıyoruz...
Dağlar, yemyeşil ormanlarla kaplı. Dağların arasına masmavi göller, akarsular serpiştirilmiş... Derin vadileri, çok yüksek viyadüklerle geçiyoruz ve bu kadar yüksek viyadüklerin nasıl inşa edildiğine şaşıyoruz... Tüneller keza aynı şekilde; hiç bir bitki dokusuna ve yeryüzü şekline zarar vermemek için gerekli yerlerde kullanılmış ...
Dikkatimi çeken en önemli ayrıntı; otoban' ın her iki yanında, bir insan boyunda tel örgüler var ve yüzlerce kilometre hiç kesintisiz devam ediyor... Bunların, doğal yaşam alanlarında ki hayvanların, otobana çıkmasını önlemek için yapıldığını anlamak için dahi olmaya gerek yok... Yol boyunca otobanda derisi yola yapışmış tek bir canlı görmüyorsunuz... Böylece hem doğal ortamda yaşayan hayvanlar korunmuş, hem de olabilecek otoban kazaları önlenmiş oluyor...
Yol boyunca düzenli aralıklarla ortaçağ kasabalarına ve dağların, tepelerin üzerinde Şatolara rastlıyorsunuz...
Kasabalar, uzaktan güzel görünüyor... Etrafında ki ev ve ahırlar tahta çitlerle çevrilmiş... İsviçre' de olduğu gibi; her çitin içinde, ya hepsi beyaz veya hepsi sarı inek toplulukları görüyorsunuz... Islah edilmiş bu dünyanın en verimli büyükbaşları, kesinlikle birbirine karıştırılmamış... Sürüler, çitlerin içinde tüm gün serbestçe dolaşıp, otlayabiliyorlar...Bu şekilde; açıkhava  ve serbest dolaşım, verimliliği artırıyor...
Geçenlerde, Tarım kanalı seyrederken, tesadüfen proğramda bizim büyükbaş hayvan yetiştiricilerini, bu çiftlikler' de gördüm... Maalesef," Fransa' yı yeni keşfettik " diyorlardı... Yani, konuya bugüne kadar fransızlarmış... Bayağı kalabalık bir yetiştirici grubu, günlerdir burada, inek seçip, yeni şeyler öğreniyorlarmış... Tabii seçilen hayvanların hem burada, hem Türkiye' de bir karantina süresi varmış... Daha önce bu büyükbaşlar, Arjantin' den alınıyormuş, ancak Fransa' yı keşfeden besiciler, yeni keşiflerinden çok memnunlar...
Biçilen tarlaların içlerinde, silindir haline getirilmiş saman balyaları görüyoruz... Bizde ki balyalar diktörtgen' ken, burada silindir saman balyası görmek bizlere değişik ve güzel geldi... Hayvanların kışlık yemleri hazırdı... Bu kadar çok samanı görünce, artık saman da ithal eden bir ülke haline gelmemize üzüldük...
" Hiç böyle bir ülke aç kalır mıydı ? " sorusunu sorduk, kendimize...
Fransa' nın şarapları meşhurdur ... Yol boyunca sıra sıra sıra üzüm bağları gördük...
Şatolar' a gelince; dünyanın en meşhur şatoları Fransa' da... Bu şatoların çoğu 1500' lü yıllarda yapılmış... Malum; o zamanlar çiftçi, ruhban ( imamlar ), asker ve soylu sınıfları varmış... Düzen, derebeylik düzeni... Korunma amacı ile yapılan bu kale ve şatolar, topların icadı ile yıkılınca, sınıfsal farklılıklar değişmiş... 14. Lui ve karısı Antuanet, isyancılardan kaçarken, şatolarının gizli dehlizlerini kullansalarda, kellelerini giyotinden kurtaramamışlar...
Şatoların çoğu iyi bakımlı ve o şekilde muhafaza ediliyor. Bir kısmı otel olarak kullanılıyor... Bazıları; James Bond filimleri dahil, filim çekimlerinde doğal plato olarak kullanılmış...
Yol boyunca, belli aralıklarla akaryakıt istasyonları ve dinlenme tesisleri var... Genellikle insanlar, avrupanın diğer ülkelerinde olduğu gibi yarım baget ekmeğin içine konmuş ( bizde ekmek arası tabiri ) peynir ve salam sandoviçlerini yiyorlar... Bunlar genellikle 5 avro... Bu tesislerin her yerinde, çay, kahve ve çorba makinaları var...Kendi ülkemizde de artık bulamazken,  oralarda da demleme çay bulamamak bizler için sürpriz olmadı...
Paris, çok güzel bir şehir... İtiraf edeyim; bu kadar güzel olabileceğini bilseydim, daha önceleri giderdim...
Paris' i gezdikten sonra, Osmanlı zamanında tüm yazar, çizer, sanatkar, kaçak-göçek siyasilerin, jön Türk' lerin, İttihatçıların, Paris' e kaçmalarına şaşırmadım...
Paris,i anlatmak mümkün değil, ancak yaşanabilir klişesi tam da buraya oturuyor... O nedenle, beni etkiliyen bir kaç notla yazımı bitirmek istiyorum...
Paris' te hamburger yedikten sonra ülkemizde başta Mc. amca olmak üzere, sizlere soruyorum ; siz Türkiye' de ne satıyorsunuz... Ayıptır, günahtır... Bu ülke sahipsiz diye mi, otunuzu, çöpünüzü bu ülkeye satıyorsunuz !... Dünyanın en kötü ürünleri, en fahiş fiyattan ülkemizde satılmak zorunda mı ? yazıklar olsun... O güzel etler bizde olsa, steak fiyatı çekerlerdi...
Fransız kadınları gerçekten giyinmeleri ve  davranışları ile çok zarifler... Gezdiğimiz sürece, kıç çizgisinin üstünde acaip şort veya mübalağlı kıyafet giyen kadınlara, turistler haricinde rastlamadık ... Bizde ki teşhircilik ve garip giyinme anlayışı, umarız geçici bir hevestir...
Banliyö trenleri çok temizdi... Akşamdan temizlendiği, koltukların üzerindeki süpürge izlerinden belli oluyordu...
Rasladığımız fransız halkı çok kibar ve yardımseverlerdi...
Marketlerde ki ürünleri, liraya çevirdiğiniz de, bizde ki fiyatlarla aynıydı... Avro, üç misli olduğundan, fakirliğimiz ortaya çıkıyor ...
Ülkemizin en güzel manav ürünlerini, burada daha ucuza yedik...
Kafe' ler de insanlar, dip dibe oturmaktan rahatsız değil, bilakis mutlular... Demek ki, oturuken birbirlerini rahatsız etmiyorlar...
Paris' te, sıkılmadan saatlerce yürüyebiliyorsunuz... Her adımda karşınıza çıkan zarafet, sizleri dinlendiriyor.
Paris, mutlaka görülmesi gereken bir destinasyon olarak, gezi planlamanızda olsun...
Selahattin Ercan
Antalya Haziran 2015











1 yorum:

  1. Teşekkürler sevgili Selahattin, çok güzel bir anlatım olmuş.

    YanıtlaSil

HOLLANDA GEZİ NOTLARI

Haziran 2019 da, son yıllarda çok gözde olan Amsterdam' a gitme hazırlıklarını tamamladık... Gitmişken, bir kaç kent daha gezmek ve Ho...