27 Eylül 2017 Çarşamba

İSVİÇRE GEZİSİ 1

SEYAHATNAME İSVİÇRE 1




Pegasus Kredi Kartımız olmasına rağmen, aldığımız olumsuz duyumlar ve internet üzerinden bilet alma gayretlerimiz başarısız olunca, hiç riske girmeme ve keyifli bir yolculuk yapmak adına, tercihimizi THY.'  dan yana kullandık .

Sonradan, Atatürk Havaalanında şahit olduğumuz bir olay, THY.  biletinin üçte bir oranında pahalı olmasına rağmen, seçimimizde ne kadar isabetli olduğumuzu bizlere kanıtladı.

Havaalanlarında perişan olmanın yanında iptal edilebilecek bir uçuş nedeniyle, tekrar otel arama, bunun maliyeti ve sıkıntılar, tüm tatilin keyfini bir anda eziyete dönüştürebilirdi.

Bu vesileyle; sosyal medyada söz konusu havayolu şirketi ile Roma' da çektiği sıkıntıyı bizlerle paylaşan, Levent Aral devremize teşekkürü bir borç biliriz … Aynı şekilde; sosyal medyayı çok iyi takip etmeye çalışarak, bu haberi kaçırmadığım için kendimi tebrik ediyorum …

Antalya' dan, havaalanına ulaşım, Belediyenin D-600 hatlı, her yarım saate planlanan, özel otobüsleri sayesinde çok kolaydı... Bir önceki Belediye Başkanımız Akaydın Hocanın bu hizmetini şükranla hatırlatmak istedim …

Gerek Antalya, gerek İstanbul Havaalanlarında ki yer hizmetlerinden pek memnun kaldığım söylenemez... Şöyle ki ; Uluslararası bir uçuşta, uçağa binişler körüklü olmalıydı. Artan hava trafiği ile beraber, yer hizmetlerinin oldukça keşmekeş bir hal alması, yabancı yolcuların gözünden kaçmıyordu ... Sefer sayısını ve destinasyon merkezlerini  artırmakla övünen yetkililer, bunu karşılayacak yer hizmetlerindeki alt yapının yetersizliğini hesaplayamamışlardı... Bu eksiklik THY.' na  iptal edilen veya gecikmeli uçuşların sayısının artması şeklinde geri dönecekti ki, bu durum son yıllarda Avrupa'nın en iyi havayolu unvanını alan bir şirket için hiç te arzu edilir bir gelişme değildi.

Geçmiş yıllarda yaptığım Amerika seyahatlerinde hep körüklü geçişlerden uçağa alınmıştık ve hizmetlerin kalitesi dünya standartlarına yakındı... Şimdi ise havaalanları, özellikle iç hatların artması nedeniyle, otobüs terminallerinden farksızdı.

Antalya' dan, İstanbul' a uçuş oldukça keyifliydi. İkramlarda THY fark atmaya devam ediyordu...

İstanbul'a inip, İç Hatlardan, Dış Hatlara geçerken, Pegasus'la seyahat eden bir bayanın şikayetlerine şahit olduk... Bayan " bir bağlantıyı kaçırdığını, eğer yardım alamazsa aldığı ikinci biletin de yanacağını, ama derdini anlatacak bir yetkili bulamadığını " yana yakıla anlatıyordu...

Atatürk Havaalanın' da, bizi Cenevre' ye götürecek THY.  uçağına bindiğimizde yer hizmetlerinde bir sıcak, bir soğuk ortama alınmaktan biraz yorulmakla beraber seyahat heyecanımızı kaybetmemenin keyfini yaşıyorduk... Ancak, İstanbul' a üçüncü Havaalanının şart olduğunu kesinlikle anlamıştık … Kamuoyu' da anlamıştı, lakin yeri ve kesilen ağaçlar konusunda tartışmaların bir müddet daha devam edeceği kesindi.

Kaptanımız anonsa başladığında, bizim Duman' lar dan biri olabilir mi diye kulak kabarttım, değillermiş... Kaptan, yanlış hatırlamıyorsam; 2000 km. uçuş mesafesini, 2:30 saat te gerçekleştireceğimizi anons etti …

Havalanır havalanmaz, gayretli uçuş personeli tarafından yemek servisi başladı... Burada ilk defa gördüğüm bir uygulamadan bahsetmeden edemeyeceğim; yemekten önce Menü Kartı dağıtıldı. Kart, Türkçe ve İngilizce olarak hazırlanmıştı... Menü' de , her zaman olduğu gibi, kırmızı ve beyaz et seçeneği vardı... Dikkatimi çeken diğer bir hususta; ilk defa uçakta, ahçı kıyafeti ile gezen ama hiç te ahçı ya benzemeyen bir personel vardı... Sanırım verilmek istenen mesaj açıktı ; "yemek servisi konusunda iddialıyız" …

Menü de ızgara köfte ve karşımda ahçı yı görünce ve burnuma ızgara et kokusu gelince, eşime; " uçağın kuyruk bölümünde mangalları yakmışlar sanırım " esprisini patlattım. Gülüştük … Yemek yanında yapılan içki servisinde, alkolsüz içecekler yanında beyaz ve kırmızı şarap ikram ediliyordu... Müteakiben, çay ve kahve servisi başladı.

Coğrafya ya meraklı olduğumuzdan, cam kenarını tercih etmiştik... İsviçre' ye yaklaşırken Alp Dağlarını havadan görmek ve resimlerini çekmek, havanın aşırı bulutlu olması nedeniyle mümkün olmadı, ancak gene de bulut aralarından seyrekleşmiş karları ile Alp' leri biraz görmek fırsatını yakaladık.

Uçağımız, iniş için alçalırken, aşağıda yemyeşil bir bitki örtüsü ve ormanlık alanları görmek bizi oldukça etkiledi... Şirin evleri ile tarım çiftlikleri ve muhteşem doğası ile İsviçre hakkında ilk izlenimleri edinmiştik... Tablolardan fırlamış gibi görünen çiftlikler, bizde gerçekten olmayan ancak  kalite etkisi yaratmak için mizansen edilmiş; " süttür, sütaş ın aşkı, sütaş ın aşkı süt aşkı " reklamları gibiydi.

Şehir e yaklaşırken görüntü sanayi tesisleri ve banliyö evlerine dönüşmüştü... Nihayet uçağımız piste tekerleklerini koyduğunda, Cenevre Havaalanı, İstanbul' da ki yoğunluk ve karmaşadan sonra bize çok sade ve sakin geldi... On dört milyonluk bir şehirden, dört yüz bin nüfusu olan bir şehir e gelmiştik...

Onca yazdık ve ancak Cenevre' ye gelebildik... Ekonomi ve turizmimizi ilgilendiren konulara değinmeden edemezdim. Zira bir seyahat ın güzel olması ; hem hava hem de yer hizmetlerinin kalitesi ile ortaya çıkıyor. Birinden birinde olabilecek aksaklıklar tüm seyahat ınızı olumsuz yönde etkiliyor …

Cenevre ve İsviçre' yi anlatmaya devam edeceğiz .

Şimdilik hepinize iyi ve eğlenceli seyahat lar.

Selahattin Ercan

Antalya 18.06.2015 

İSVİÇRE GEZİSİ 2

SEYAHATNAME İSVİÇRE 2

Gümrük kapısına doğru yürüdük. Önümüzde iki kapı vardı; birincisinde " diplomatlar ", diğerinde " tüm pasaportlar " yazıyordu … İsviçre, bir diplomatlar şehri olduğundan, dünyanın önemli kuruluşlarına ev sahipliği yaptığından bu durum gayet anlaşılırdı. Ancak, vatandaşları için ayrı bir giriş yapmaması da bize ilginç gelmişti...
Pasaport kontrolünde en dikkat ettiğim konu, görevlilerin tavır ve davranışlarıdır... Görevliler gayet güler yüzlü ve samimi davranarak, medeni bir ülkeye rahatlamış bir şekilde ilk adımımızı atmamızı sağladılar...
Cenevre, dağlarla çevrilmiş, göller ülkesi ... Yeşil ve mavinin her tonunu görmek mümkün... Şehir, doğaya uyumlu, gösterişten uzak, sade, ancak işlevsel... Eski binalar bakımlı, taş işçiliğinin en güzel örnekleri ve özgünlüğü ile dikkati çekiyor...
Eski bahçeli evler, bakımlı ve zamana meydan okumakta... Yollar yeterli genişlikte, genellikle küçük avrupa araçları kullanıldığından, trafik rahat...
Şehir merkezine doğru yaklaşırken, önemli uluslararası örgüt binaları sizi karşılıyor...
Cenevre, 90 kilometre uzunluğundaki Leman gölünün çevresine konuşlanmış. Gölün etrafında kafeler, yürüyüş ve bisiklet yolları var... Yürüyen, koşan, bisiklete binen ve sıcak havalarda kimsenin rahatsız etmediği, güneşlenen insanları görmek mümkün... Ülkemizin karmaşası ve sıkıntılarından sonra burası bize oldukça sakin ve huzurlu geldi...
Yol kenarları ağaç, çiçek ve çimlerle süslenmiş ... Yol kenarında göl manzaralı oteller var, ancak dediğimiz gibi uluslararası örgütlerin çokluğu, bankacılık ve finans merkezi olması, çok kaliteli ürün ve markaları üretiyor olmaları, konaklama ücretlerinin yüksek olmasına neden oluyor şeklinde bir değerlendirme yapmamıza yol açıyor...
İsviçre, halkın mutluluk sıralamasında dünya birincisi olmuş bir memleket... Gerçekten halkı çok mutlu ve medeni gözüküyor... AB' ye girmeyen İsviçre, Avrupa' nın en pahalı memleketlerinden birisi... Hem pahalı ve hem de insanlarının mutlu olması, halkın gelir düzeyinin yüksek olmasından kaynaklanıyor olmalı...
Bankacılık, dünyanın en kaliteli saatlerini üretiyor olmaları, teknolojiye dayanan üretim, diplomasi ve kış turizmi ülkeyi kalkındırmış... Ancak görülen o ki, kazanılan paralar çarçur edilmemiş, sağlam ve dayanıklı bir alt yapı oluşturulmuş...
 Bir ülkeyi tanımak için, o ülkenin kaldırımlarına bakacaksınız... Eğer beton veya sağlam bir malzemeden yapılmış ve sürekli değiştirilmiyorsa, o ülkede yolsuzluk yok veya asgaridir...
İsviçre, tarih boyunca tarafsızlığı ile nam yapmış bir ülkedir... Savunma giderlerinin çok düşük olmasının da ekonomilerine katkı yaptığı ayan beyan ortada...
Cenevre haricinde Lozan ve Montrö şehirlerini de gezme imkanımız oldu... Lozan' da, Lozan Antlaşmasını imzalayan Türk Heyetinin kaldığı bina ve antlaşmanın imzalandığı binaları olduğu gibi yepyeni görmek bizleri heyecanlandırdı...
İsviçre' de güzel lokantalar ve kafeler var... Dükkanlar ve butikler zevkle dizayn edilmiş... Şehrin tarihi bölümleri olduğu gibi korunmuş... Oraları gezerken zamanda yolculuğa çıkmış gibi oluyorsunuz...
Kırsal kesimler bağ, bahçe ve çiftliklerle süslenmiş... Tahta çitlerin arkasında her çiftliğin 15-20 bakımlı ineği var... Hırsızlık gibi bir sorun olmadığından sürüler kendi kendine yayılıyorlar...
Evlerin bahçelerinde bile tek bir alan ziyan edilmemiş, üzüm asmaları ile değerlendirilmiş...
Avrupa' yı, avrupa medeniyetini daha iyi anlamak, huzur ve mutluluğun ne olduğunu hissetmek, dağ ve gölleri görmek, çirkinlik değil, güzellik görmek, kaliteli alışveriş yapmak istiyorsanız İsviçre' yi ziyaret edin derim...
Selahattin Ercan
09.07.2015
Antalya SEYAHATNAME

















10 Eylül 2017 Pazar

BANKONG-TAYLAND' DAN KARELER


Daha önce Tayland' da gezilecek yerleri anlatmıştık.
Şimdi de yayınlamadığımız diğer resimleri yayınlıyoruz.



Bangkok' ta bir AVM' de Japon köşesi

Holiday İnn Hotel' de Tanrıçalar Köşesi

Her türlü yemeğin satıldığı seyyar satıcılar


Kırık izlenimi veren ilginç bir bina

Ananas suyu kafesi

Hindistan Cevizi Suyu

Bir Açık Hava Tapınağı


Karidesler, kerevitler ve bilmediğimiz deniz ürünleri

Modern Şehrin Arka Yüzündeki Sefalet

Hilton



Hindistan Cevizi Suyu 2 dolar civarı, yani 7 lira

Türk Ürünleri Marketlerde

Yiyecek Pazarı

Her yerde kral' ın resimleri var



Rıhtımda tekne bekleyen Tayvanlılar ve turistler

Gezi ve ulaşın tekneleri

Avrupalı yaşlı turistler bira içerken.

Kaldığımız residansın alt katında para ile çalışan yıkama ve kurutma makinaları. Gerçekten her şey düşünülmüş.

Masajcı Kızlar

Toyota Taksiler çok bakımlı






AVM girişinde bu genç müşterileri asker selamı ile karşılıyor. Benim içinde poz verdi



Benzin bir doların altında. Bir dolar, 33 Baht

Bunlarda böcek ve kurtlar galiba


Sebzeci. Önceden poşetlenmiş



Thai güzellik salonu

Boş durmak yok. Boş durana çiçek yaptırıyorlar




Asya Kaplanı





















AVM nin üçüncü katı İstanbul' u tanıtıyor.


İstanbul katındaki güvenlik




Meyve suyunda kuyruk var


Japon katında sumo güreşçileri



Çeşit çeşit meyveler

Türkiye katında derviş heykeli



HOLLANDA GEZİ NOTLARI

Haziran 2019 da, son yıllarda çok gözde olan Amsterdam' a gitme hazırlıklarını tamamladık... Gitmişken, bir kaç kent daha gezmek ve Ho...