Haziran 2019 da, son yıllarda çok gözde olan Amsterdam' a gitme hazırlıklarını tamamladık...
Gitmişken, bir kaç kent daha gezmek ve Hollanda hakkında iyi bir izlenim edinmek istedik...
Her zamanki gibi turumuzu kendimiz yapacak, hem bunu başarmanın hazzına varacak ve hem de tur şirketlerine gereksiz para kaptırmayacaktık... Belki o para ile ilerde başka bir tur daha yapabilirdik...
Hollanda deyince akla; küçük ama dev bir tarım ülkesi, Kuzeyin Venedik' i dedirten kanallar, değirmenler, bisikletler, tarihte sömürgecilik ve koloniler yapmış bir ülke, kaşar peyniri, lale, Rembrandt, Vincet van Gogh gibi ressamlar, sanat, kibar ve medeni insanlar, göçmenler geliyor.
Hollanda' ya , Düsseldorf üzerinden gitmeye karar verdik. Onur Air' in Avrupa' dan yolcu getirmek için aynı anda kaldırdığı iki uçaktan birinde çok uygun fiyatla bilet bulduk... Uçak bomboştu... Üzüldüğüm için sordum, neden boş gittiğini. Meğer yolcu getirecekmiş...
Sabaha karşı havaalanına indik ve orada bir kafede kahve ve kruvasan ile kahvaltı yaptık...
Oradan metro ile Düsseldorf Bahnhof' a, yani istasyonuna geldik...
Oradan, 3-4 km yürüyerek Altstad denilen Eski Şehir' e vardık... Böylece şehrin önemli bir kesimini görmüş ve fikir edinmiş olduk...
Ren kıyısında çok güzel kafe ve lokantalar var. Turistler ve insanları ile çok hareketli bir yer.
Bu şehir endüstri, fuar ve moda merkezi.
Altstad' en uzun bar ve birahaneleri ile meşhur... Ayrıca pazar yeri, kafeler, lokantalar, dondurmacılar, çikolatacılar var...
Su taşımacılığı en ucuz taşıma yöntemidir... Almanya' da, deniz kenarındaki limanlardan, ülke içlerine nehir ve kanallardan taşıma yaygın olarak kullanılır... Aynı şekilde muazzam bir demiryolu taşımacılığı yapılır...
Düssel Deresi çok yeşil ve huzur verici... Burada mutlaka bira için. Biraları çok güzel...
Buranın en meşhur dondurmacısını bulmamız çok uzun sürmedi...
Düsseldorf gezimiz bitince, tekrar İstasyona gidip, Hollanda kasabası Venlo' ya geçtik... Venlo' dan tekrar aktarma yapıp, Horst Sevenum' a vardık...
İyi ki kabanlarımızı almışız... Haziran ayı olmasına rağmen acı bir rüzgar vardı...
Tabii ki bu iniş ve binişler, peronları bulmak kolay olmuyor. Oraları bilen rehberimiz yok ki! Sora sora buluyoruz... İyi, güler yüzlü ve yardım sever insanlar ile karşılaşıyoruz...
Mesela bu güzel kadınlar, hemen internetten bizim trenin hangi perondan, saat kaçta geçeceğini buldular. Bir iki espri yapınca kahkahalar havada patladı... Dünyanın her yanında güzel insanlar var. Umudunuzu kaybetmeyin... Eşim de bu kadınlara, siyez unundan yaptığı nefis poğaçalarından ikram etti ve ayak üstü karnımızı doyurduk...
Horst-Sevenum' da, bir geziegzotik dostu bizi karşıladı ve misafir olacağımız bir Hollandalının evine götürdü... Her şey saat gibi işlemişti... Uçaktan sonra, ilk destinasyonumuz Someren-Eind' e kadar süren tren yolculuğu için, internetten alınan biletlerle indirimli olarak 40 Avroya gelmiştik...
 |
| Rüya gibi bir kasaba. Özgün evleri, doğası, çiftlikleri, bisiklet yolları ile çok temiz ve sakin bir kasaba |
 |
| Odamızdan sokağa doğru bir bakış |
 |
| Linders Süpermarketleri burada da karşımıza çıktı... Bol çeşit ve uygun fiyatları ile her türlü ihtiyacımızı karşıladı |
 |
| Çatıdaki güneş enerjisi ile hava temiz kalıyor |
 |
| Şirin kasaba istasyonu. Buradan Eindhoven ve Amsterdam' a doğru da gidebilirsiniz |
 |
| Tren taşımacılığında Almanlardan çok destek almışlar. Trenler çok yeni, temiz ve konforlu |
 |
| Çiftliklerde ki bakımlı atlara hayran kaldık. Ata binmek en güzel terapi ve hobi |
 |
| Yaşlı ve engelliler için yapmışlar bu kafeyi... Arkada her türlü hayvan var... Tam bir terapi yeri... Biraları muhteşem... |
 |
| Çift katlı trenler var... Tren yolu traversleri çok değişik ve sağlam gözüküyor...Bu yolda tren yoldan çıkmaz tabii ki... |
 |
| Doğa ile uyumlu bir kasaba. Baktıkça keyif alıyorsunuz |
 |
| Küçük ülkede büyük tarım alanları...Verimli tarım alanları betonlaşmamış |
 |
| Bizde 25 yıllık evler çürüyor. Yıkılıyor yeniden yapılıyor... Burada 100 yıllık evler var... Bir kere yapmışlar, sağlam yapmışlar.... Bir daha bir daha kaynak ziyan etmemişler |
 |
| İnsanlar gündüz çiftliklerde çok çalışıyorlar. Ancak hobilerinden vaz geçmiyorlar |
 |
| Bisiklet yolu |
 |
Kaldığımız ev ve Ayko
|
Günü birliğine trenle Eindhoven' a gittik... İndirimli internet üzerinden, gidiş geliş 20 avro.
Hollanda'nın 5nci büyük şehri... Burada TÜ, yani Teknik Üniversite var...
Evoluon Konferans Binası, Fhilips Spor Kulübü ve Stadı, PSV Eindhoven 1910, DAF Ağır Taşıt TIR Fabrikası, St Catherino Kilisesi mutlaka gezilecek yerler arasında...
Şehir, kuzey ve güney demir ve otoyolları üzerine kurulmuş.
Köy ve kasabalar için alışveriş merkezi...
Göçmen mahalleleri çok...
 |
| İstasyon Bisiklet Park Alanı... Nasıl karıştırmıyorlar, akıl almıyor... |
 |
| İlginç bir bowling maketi |
 |
| Meşhur Philips Binası |
 |
| Türk Ekmeği 1 Avro... 7 lira... Bak orada ne kadar pahalı diyenler çıkar . Halbuki onların 1 lirası |
 |
| Halkın içine karıştık gene |
 |
| Çılgın ve neşeli gençlik |
 |
| Pazar yeri bulduk... Bol bol kaşar aldık. Hem orada doya doya hasret giderdik, hem de eve getirdik... |
 |
| Turkish Kebob ın gitmediği yer var mı? |
 |
| Pazarcı kız... |
 |
| Bir sokak ve park nizamı |
 |
| Çeşit çeşit kaşar... Bu kadar temiz hava ve toprakta yetişen sütten böyle muhteşem peynir oluyor |
 |
| Bu Arap markette kilosu 8 Avro' dan Türk Baklavası buldum.... Hayatımda yediğim en güzel baklava idi... En güzel ürünler yurt dışına gidiyor... Aynı paraya ülkemde ben o baklavayı yiyemiyorum |
 |
| TU Teknik Üniversite |
 |
| Antep' e gitmeye gerek yok. Her yerdeyiz |
 |
| Kilosu 8.95 e kaşar var... Biz 5 avroya bulduk ve nefisti... O paraya ülkemde hakiki kaşar bulamam |
 |
| Şehir merkezi oldukça hareketli |
Bir gün de Vincent van Gogh' un izini sürmek için Nuenen Kasabasına gittik... Ressam, bir dönemini burada, baba evinde geçirmiş...Evi muhafaza ediliyor... Bir Müze ve adına Park yapmışlar... Babasının Rahiplik yaptığı ve Vincent' in resmini yaptığı Kiliseyi bulduk... Vincent' in ilk mesleğinin baba mesleği Rahiplik olduğunu biliyor musunuz? Rahipliği bırakınca, babası bu çocuk adam olmaz deyip, umudunu kesmiş...
 |
| Nuenen' i gezdikten ve Vincent' in ayak izlerini takip ettikten sonra bir bira molası verdik... Her şey harikaydı... Huzur vardı. |
 |
| Kasabanın ana caddesine bir bakış |
 |
| Hükümet Binası |
 |
| Vincent Müzesi. Esas müze Amsterdam' da |
 |
| Vincent' in Baba Evi |
 |
| Vincent Anı ve Onuruna yapılan Park |
 |
| Vincent' in Babasının rahip olarak görev yaptığı kilise... Buranın resmini yapmış |
 |
| Evin Plaketi |
 |
| İlginç bir at arabası |
Bir başka gün de Thorn Kasabasını ziyaret ettik... Buraya, Beyaz Evler Ülkesi diyorlar...
Burada Çinlilere rast geldik. Burayı da bulduklarına göre çok turistik olmalı ...
 |
| Ben fotoğraf çekerken , hatun benim arka çantayı taşıyor... Güzel kafeleri olan canlı bir kasaba |
 |
| Tabii ki şerefe |
 |
| Muhteşem bir Kilise |
 |
| Masal gibi |
 |
| İlk defa böyle bir bisiklet gördüm |
 |
| Güzel bir kavşak |
Ve artık dönüş zamanı geldi... Son durak meşhur Amsterdam... Dünyanın en çok gezilen ilk beş şehrinden biri... Trenle tek kişi 22.20 avroya gittik... Oradan Schiphol Havaalanına gitmek için ayrıca
4.50 şer avro ödedik...
Havaalanı 15 km uzaklıkta. Tren 20 dakikada gidiyor. Dünyanın en kalabalık 3ncü havaalanı.
20 nci yy de Endonezya' dan toplu göç olmuş. Sonra Türkiye, Fas, İspanya,İtalya' dan göç olmuş.
1975 de kendi kolonileri Surinam' dan göç gerçekleşmiş...
İsmini Amstel Irmağı ve su bendi DAM dan almış.
17 yy. dan yapılar köklü kent dokusu yaratıyor.
Kanallar; suyu kontrol, savunma ve ulaşım amaçlı kullanılıyor... Bu sayede toprak kazanmışlar... Eskiden değirmenle ile suyu boşaltıyorlarmış...
Başkent Amsterdam, fakat Meclis Lahey' de... Böyle garip bir durum.
Ulaşım; Bisiklet, Metro, Otobüs...
Şehir de o kadar çok turist var ki, şehir kirlenmiş. Çöpler her yerde...
Gezilecek Yerler:
Van Gogh Müzesi
Heineken Ekperience ( Bira yapımı)
Red Light District ( Kırmızı Işık Bölgesinde hayat kadınları vitrinde müşteri bekliyor. Biz erken saatte gittiğimizden henüz kalkmamışlar . Burada tütünlü esrar, kurabiye, mantar serbest)
Merkez İstasyonu
Ajax Stadı Amsterdam Arena
Dam Meydanı
Rembrandt Evi ve Müzesi
 |
| Red Light District |
 |
| Dinlendiğimiz bir kafede Vincent |
 |
| Tramvay |
 |
| Bir pasaj ve süslemesi |
 |
| Meşhur Dam Meydanı |
 |
| Bir İnstagram Klasiği |
 |
| Batmaktan kurtarılan Sarayımız |
 |
| Kaşar, hediyelik eşya olmuş... Burada çok pahalı tabii ki. |
 |
| Amsterdam yolcusu kalmasın... Trenlerine bayıldım. |
 |
| Meşhur Merkez İstasyonu. Çok süslü. |
 |
| Özgün evler |
 |
| Van Gogh Müzesi. Duhuliye 20 avro |
 |
| Madam Tussaud Balmumu Müzesi |
 |
| Van Gogh Müzesi Bina Girişi |
 |
| Arkadaş hayat hikayesini anlattı. Nasıl günaha girip, daş kesildiğini |
 |
| Kuzeyin Venediği |
 |
| Kanal Turları |
 |
| Bira ve kahve molası |
Yüzlerce fotoğraftan sizler için seçtim... Koyamamaktan hicap duyduğum fotoğraflar var...
Umarım Hollanda hakkında bir fikriniz oldu...
Vizyon Blog' umda, Hollandanın Tarım Sırlarını yazmıştım.
ercanselahattin.blogspot.com
Hepinize iyi gezmeler.