5 Haziran 2017 Pazartesi

STUTGART GEZİSİ 1

BİR TATİLDEN ANILAR
STUTTGARD-ALMANYA' YA YOLCULUK
Bütün hazırlıkları tamamlamış ve uçuş gününü beklemeye başlamıştık... Yeşil Pasaporta sahip
olmamız, vize işlemleri gibi zor ve yıldırıcı bir işten bizi muaf tutmuştu. Ayrıca, uçuşun direk
Antalya' dan olması bizler için diğer güzel bir kolaylıktı...
Uçuş sabahı saat 4.30 da kalkmamız gerekiyordu. Her ne kadar ben uyumamayı tercih etsem de,
eşim ilk günü Almanya' da uyuyarak geçirmek istemediğinden, bir müddet uyumamız gerektiğinde
ısrar etti. Ben, uyuyup, kalmaktan, uçuşu kaçırmaktan korkuyordum.
Neyse korkulan olamadı ve ayaküstü bir kahvaltı ile bavullarımızı çekerek, evimize çok yakın olan
durağa yürüdük... Almanya' da 12 gün kalacağımızdan, aracı Havaalanın' da bırakmak pek
ekonomik olmayacaktı. O nedenle, belediyenin özel otobüs hizmetinden yararlandık... Uçuş
kartlarımızın alınması, harçların ödenmesi ve pasaport işlemlerinden sonra, uçağa bineceğimiz
kapıda beklemeye başladık. Bu arada sosyal medyada konum bildirimi ve uçuş bilgilerini
paylaşarak, dostlarımızı bilgilendirdik.
Uçağımız Airbus tı... Airbuslar bana hep Boing' lerden daha ferah gelmiştir... Yolcuların çoğunluğu
gene her zaman olduğu gibi ecnebi idi... Üç saate yakın yolculuk zevkli geçti... Çay 1 avro idi...
Çayla beraber, eşimin hazırladığı nefis sandoviçleri mideye indirmiştim...
Stuttgard pasaport kontrolünden sorunsuz geçtik. Bankoda çok genç üniformalı gençler vardı...
Bizlere nerede ve kaç gün kalacağımızı sordular...
Havaalanı Bekleme Salonunda, kuzenim bizi bekliyordu... Bir müddet hasret giderdikten sonra
aracına binerek, eve doğru yola koyulduk...
Tipik Avrupa nizamı buraya da hakimdi... Gösterişten uzak, ancak temiz ve tertiplibir şehirle
karşılaştık. Trafik gayet düzgün akıyor, insanlar sakin ve saygılı bir şekilde araçlarını
kullanıyorlardı...
Mersedes ve Porshe' nin imal edildiği bir şehrin mütevaziliği bizi şaşırtmıştı... Antalya' da
rastladığımız kadar mersedes ve BMW' yi burada görmedik. Ayrıca Alman arabaları pahalı
olduğundan, bazı insanların ucuz olduğu için Fransız arabalarına binmesine bir kere daha şaşırdık...
Daha pek çok şeyi şaşkınlıkla izleyecektik...
Eskiden bu tür gezilere “ bilgi ve kültürü artırma gezileri “ derlerdi.
Biz de bir yandan gezerken, diğer yandan ne gibi yeni şeyler öğrenebiliriz çabasına girmiştik.
Öğrenmenin en güzül yolu da, merak etme, sorma ve araştırmaktı.
Boşuna eskiler çok okuyan değil, çok gezen bilir dememişler.
Gezdikçe sorguluyor, sorguladıkça merak edip, okuyorduk.
Birinci Dünya Savaşında,müttefik olarak savaşa girdiğimiz, İkinci Dünya Savaşında, 20 milyon
insanın ölümüne neden olan, ancak çalışma ve disiplinle harab olan bir ülkeden tekrar Avrupa' nın











en gelişmişi olan bir ülkeyi geziyorduk...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

HOLLANDA GEZİ NOTLARI

Haziran 2019 da, son yıllarda çok gözde olan Amsterdam' a gitme hazırlıklarını tamamladık... Gitmişken, bir kaç kent daha gezmek ve Ho...