5 Haziran 2017 Pazartesi

KARADAĞ GEZİSİ

KARADAĞ MONTENEGRO GEZİSİ 
 
Arkadaşım beni Budva' ya çağırdığında oldukça heyecanlandım. İlk defa bir Balkan ülkesi ziyaret edecektim. Tarihimizden dolayı Balkanlara karşı hem bir gönül bağımız, hem de hüzünle karışık duygusal bağımız var. Nasıl olmasın ki; Balkan Savaşı bozgunundan sonra ata yurdu yaptığımız toprakları bırakıp, son kalemiz Anadolu' ya göç etmişiz. 
Karadağ' a o zamanlar sadece THY uçuyordu. O nedenle fiyatlar oldukça pahalı idi. Ancak önemsemedik. Çünkü hayatımızın önemli bir gezisi olacaktı. 
Başkent Podgorica' nın minyatür havaalanına inince oldukça şaşırdım. İstanbul' un devasalığı, karmaşa ve gürültüsünden sonra burası çok küçük, sakin ve sessizdi. Havaalanında sadece üç uçak vardı. 
Gümrük işlemleri kısa sürdü ve çıkışta " Mr. Ercan " levhasını tutan taksiciye gülümseyerek yaklaştım. El sıkıştık, tanıştık. 
Taksici dağ ve deniz kıyısı olmak üzere iki yolun olduğunu, kıyı yolundan gidersek geçeceğimiz tek tünelin parasını benden alacağını söyledi. Birkaç avro için manzarayı kaçırmak istemedim. Taksicinin dürüstlüğü hoşuma gitti. 
Taksici' de nihayet bir Sırplı idi ve Türklerden çok hoşlanmadığını biliyordum ama sohbetle arayı çabuk ısıttık. Kırık bir ingilizcesi vardı, ancak iletişim için yeterliydi. 
Taksici Sırbistan' dan ayrıldıklarına çok memnundu ve bundan gurur duyuyordu. Çekilen ekonomik sıkıntılar şimdilik çok umurunda değildi. Nihayetinde AB ye ve Nato' ya girecekler, ülkelerine büyük yatırımlar yapılacaktı. Ancak şimdilik AB ekonomik krizde olduğundan sadece ümit ediyorlardı. 
Osmanlı' ya, haraç verdikleri için nefret ediyorlarmış. Ama Osmanlı' dan çok şey öğrendiklerini de itiraf etti. En azından bu hoşuma gitti. Ben de elimden geldiğince onların adaletinden ve inançlarına, dillerine karışmadığından dem vurdum. 
Ortak dilde bine yakın kelime varmış. O önek verdikçe, telaffuzuna gülüyorduk. 
Bir ara yıkık eski kale gibi bir yerden geçtik. Orada çok heyecanlandı. Çünkü Osmanlı' ya ilk kalkışmayı orada yapmışlar... Hemen gözümün önüne baskınlar, öldürmeler, linç etmeler, ricat etmeler gibi kötü sahneler geldi. Biraz kötü olduysam da havayı çabuk dağıttık. 
Sırbistan' ın denize açılan yeri olmadığından Sırplılar çok kızgınmış. Bir zamanlar kendi sahillerine gelmek için şimdi başka bir ülkeye giriş yapmak zorundalar... Sonradan tanıştığım gazeteci bir kız, bu durumu hala kabullenemediklerini ve içlerine sindiremediklerini sabaha kadar anlattı. 
Bağımsızlıktan sonra Almanya bir gecede paralarını avroya çevirmiş. Bundan Almanların ne kadar karıştırıcı, bölücü ve emperyalist oldukları kolayca anlaşılıyor. 
Öte yandan Sırplar, sırf bu yüzden Amerika ve Almanya' dan nefret ediyorlar. Eskiden büyük bir devlettik, şimdi küçücük parçalara ayrıldık, büyükken mi güçlü olursun, küçükken mi diye soruyorlar. 
Yaklaşık bir saat sonra Budva' ya geldik. Taksici adresi sora sora buldu. Beni bir yere bırakıp, kaçabilirdi de! 30-40 avro arası ücret ve bol bahşiş verdim... Netice' de ülkeyi kaptırmıştık ama para bizdeydi. Yani gene patron bizdik. 
Türkler sürekli bu bölgeye geliyor, araştırıyor ve yatırım yapmak istiyor. Onlar ise küçük ekonomilerini büyütmeye çalışıyorlardı. Yollar tek yönlü, alt yapı çok iyi değildi. AB den gelecek yardım paralarını bekliyorlar... Ancak insanlar umutlu, güler yüzlü ve mutluydular. Kapitalizm henüz onları canavarlaştırmamıştı. Bize göre masumdular. 
Arkadaşım otel işlettiği için tanıdık bir taksi göndermiş. Beni karşıladı, yerleştik ve hemen yürüyerek sahile indik. 
Budva o kadar küçük ki, yürüyerek her yere gidebilirsiniz. Biraz daha uzak yerleşim yerleri ve plajlar için taksi kullanabilirsiniz. 
Şimdilik her şey doğal burada. Küçük marketler, manavlar var. Büyük marketler de var ama hepsi uygun. 
Burada Türkler otel, marina, kumarhane, lokanta, deri eşya, giyim satışı gibi faaliyetlerde bulunuyorlar. Ufak bir yatırımla oturma ve çalışma müsaadesi alabiliyorsunuz. Bir nevi ekonomik kuşatma durumuna girmişiz. 
Bu arada Marina' Doğuş Grubu işletiyor. Karadağlılar bir türlü işletemeyince işi uzmanına bırakmışlar. 
Gene, Türkler büyük bir su parkı inşaatı yapıyorlardı. 
Kumarhanelere dünyanın her yerinden zenginler çekiliyor ve kendilerine yat gezisi dahil her türlü VİP hizmeti veriliyor. 
Manastır ziyaretinde Papaz ile papaz olduk. Kara cübbeli papaz, şort giyiyoruz ve manastırın duvarına yatıyoruz diye bize kızdı. Resmini çekerken de çekme gibilerinden el salladı... Dincilerinin bu kadar yobaz olacağı aklımın ucundan geçmezdi.  
Budva iş potansiyeli olan bir yer. Yakında Bodrum gibi bir yer olabilir. Oldukça turist geliyor ve turistler burada çok mutlu. Sakinlik, huzur ve temizliği yaşıyor. Plajlar çok temiz. Su çok temiz. İnsanın denizden çıkası gelmiyor. 
Etleri o kadar taze ve lezzetli ki, her gün sahildeki el yapımı hamburgerciden, hamburger yedim. Yanında ister kola, ister bira alabiliyorsunuz. Hamburgerlerin tadı damağımda kaldı. Gençleri sağlıklı, yapılı ve uzun. Onlar orada keyifle köftelerini yerken, bizim gençler için oldukça üzüldüm ve endişelendim. 
Bir Akdeniz ülkesi olduğu için her yerde asma, üzüm ve zeytin ağacı var. 
Burada arabalar ucuz. Üç ila dört bin avroya çok güzel arabalar alabilirsiniz. On bin avroya şan olsun diye Land Rover alabilirsiniz. 
Her şey doğal olunca hava temiz, suyu musluklardan içiyorsunuz. 
Şehrin her yeri dağlarla çevrili ve hava kararınca bu dağlar kap kara oluyor. Bunun için Karadağ demişler. 
Akdeniz iklimi hakim. Yazları sıcak, kışları ılık ve yağışlı. 
Gece hayatı çok neşeli. Özellikle Old Town denen Kale İçi, akşamları tıklım tıklım. Hediyelik eşya satan dükkanlar dar kale içi yolun iki yakasına sıralanmış. İnsanlar birbirine çarpmamak için dikkat ediyor. Her yerden müzik sesi geliyor. Buraya gelirseniz mutlaka börek yiyin. Pizza ve hamur işleri atıştırmalık, her yerde. Türk dönercisi de var. 
Buranın nesi meşhur deyince; Balık ve Kızları diyorlar. 
Henüz oteller yetersiz. Özel hastane yok. 
Türk dizileri revaçta. Hangi kanalı açsanız bir Türk Dizisi ile karşılaşıyorsunuz. Özellikle Muhteşem Süleyman' ın oynadığı akşam sokaklar tenhalaşıyor... Herhalde kendilerini kimler yönetmiş, onu merak ediyorlar. 
Selamlaşma ve hal hatır sormaya çok önem veriyorlar. Bize " komşiya " diyorlar. 
Karadağ' ı mutlaka gezin. Sahildeki Balerin Heykelinde mutlaka resim çektirin. Bira ve maden suyu çok güzel, için. 
Güzellik ve doğallıkları kaçırmadan yaşayın. 
Selahattin ercan 
11 Eylül 2015 
Antalya 



























 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

HOLLANDA GEZİ NOTLARI

Haziran 2019 da, son yıllarda çok gözde olan Amsterdam' a gitme hazırlıklarını tamamladık... Gitmişken, bir kaç kent daha gezmek ve Ho...