11 Haziran 2017 Pazar

BÜYÜK ASYA GEZİSİ

BÜYÜK ASYA GEZİSİ BAŞLIYOR
16 HAZİRAN-01TEMMUZ



Japonya gezimizin tadı damağımızda kalmış iken gezilerimize Asya ile devam edelim istedik ve planlamamızı buna göre yaptık.

Bunda Japonya' da tanıştığımız Çin' li arkadaşlarında çok payı oldu. Bizimle çok ilgilendiler ve kendilerini çok sevdirdiler... Gerçekten çok sempatik, hoş, eğitimli ve güzel insanlarmış... Özellikle Susan, Kanton' u gezip gezmediğimizi ve hakkında bir bilgimiz olup olmadığını sordu. Pekin ve Şengay' ı biliyordum ama Kanton hakkında fazla bir bilgim yoktu... Çok güzel ve önemli bir şehir olduğunu anlattılar bize...

Diğer adı Guangzuhou olan şehir, Çin' in üçüncü büyük şehri ve fuarları ile ünlü...

Yılın belli tarihlerinde açılan fuarlara Türkiye dahil dünyanın her yerinden gelen tüccarlar, burada sergilenen ürünlerin bağlantısını yapıyor. Siparişler daha sonra konteynırlarla gönderiliyor.

Araştırdıkça şehrin çok güzel ve gezmeye değer olduğunu anladık.

Japonya dönüşü Susan bizimle irtibatını devam ettirdi. Biz onu Antalya' ya, o da bizi Guangzhou' ya davet etti... Uzun araştırma ve planlamadan sonra gezi proğramı ortaya çıktı.

Guangzhou, yani diğer adıyla Canton,  Hong Kong' a hızlı tren ile iki saatlik mesafede. Önce Canton' a gelmek ve daha sonra buradan Hong Kong' a geçmek istiyorduk, ancak bilet bulamayınca gezimizin ilk bacağını Hong Kong yaptık...

135 yıllık İngiliz sömürgeciliğinden sonra 1997 yılında Çin' e devredilen Hong Kong, Asya' nın  dünyaya açılan en önemli limanı ve finans merkezi... Özerk bir yönetimi var. Çin' in en kalabalık ve pahalı şehri.

Gezimizin ilk durağı Hong Kong
 
 
 
 
İkinci durağımız Goungzhou
 
 
 Goungzhou' da dört gün kalmayı planladık. Buradan tren ile Çin' in kırsal yerlerine giderek, gerçek Çin' i  ve halkını tanımak istiyoruz.


Üçüncü durağımız Vietnam' ın başkenti Hanoi.
 
Buraya kadar inmişken Vietnam ve Kamboçya' yı da gezelim istedik. Özellikle hanım Ankor Tapınağını bir belgeselde izlemiş ve hayran kalmış. İlla ki orayı da görmek istedi...Ve derhal araştırmalara başladık. Çin' den hava ve kara ulaşımı var.
 
Doğal güzellik ve doğal insanları ile meşhur Hanoi' de Vietnam Savaşının izlerini takip etmeye çalışacağız.

Dördüncü durağımız Kamboçya, tapınakları ve doğal güzellikleri ile ünlü.
 
 
Kamboçya' ya kadar gelmişken Tayland' a uğramamak olmazdı... Hem buradan geri dönüş daha kolay olacaktı. Çünkü Bankonk bölgenin en büyük şehri.
 
Ve son durağımız Tayland olacak

Asya' yı ve insanlarını tanıdıktan sonra buraların doğallığı bizleri çok etkiledi. Oldukça uzak bir destinasyon...Yaklaşık 8000 km uzaklıkta.
Dönüş yolculuğu Bankong' tan İstanbul olacak.
Uzun ve yorucu bir geziye hazırlanıyoruz.
Gene her zaman olduğu gibi bizim için dualarınızı ve iyi temennilerinizi eksik etmeyin.
Dönüşte izlenimlerimizi en iyi şekilde sizlere aktarmaya devam etme umuduyla.
Esen kalın.

selahattin ercan
Antalya
12 Haziran 2017

10 Haziran 2017 Cumartesi

ROMANYA GEZİSİ

ROMANYA GEZİSİ 12 Eylül 2016
 

 
 
 
 
Bir bayram arifesi nereye gidelim derken, aklımıza tren ile Bulgaristan üzerinden Romanya' ya gitmek geldi. 
Tarihte adı çok geçen Eflak Eyaleti... Komşusu Boğdan ise Moldova oluyor... 
İstanbul Sirkeci Garını aradık. Bilgi almaya çalıştık... Aslında amacımız tren ile İran' a gitmekti ancak terör yüzünden trenler iptal olunca yüzümüzü gene batıya çevirdik. 
Bu arada İnter Rail sistemi ile Avrupa' ya gitme projesi üzerinde çok çalıştık, lakin TCDD Müşteri Hizmetleri ile pek anlaşamadık. 
Neyse; seyahat güzü sabahı THY ile İstanbul' a indik. Taksim, Beşiktaş üzerinden Sirkeci Garına gelerek Romanya biletlerimizi aldık. 
O tarihlerde İstanbul-Edirne Tren yolu hattı bakıma alındığından Kapıkule' ye kadar Otobüslerle götürüldük. 
Kapıkule Tren İstasyonundan gümrük işlemlerini yaptırarak sabah 04:00 te kalkacak Bulgar Trenine bindik. 
15 Temmuz Fetö Darbesi henüz sıcaklığını koruduğundan ve bizler Yeşil Pasaportlu olduğumuzdan, emekli kimlik kartları ile işlemleri yaptırdıysak ta bir hayli zorlandık. 

Kapıkule Tren İstasyonun döküntülüğü de bizi şaşırttı. Bir an kendimizi 1970 lerde bulduk. 
Bulgar Treni ayrı bir faciaydı. Gecenin karanlığında nuh nebiden kalma lokomotif beni bayağı ürküttü. Kominist rejiminden kalan bu alet ile geçmişe yolculuk yaptık. 
Lokomotif tank gibi çalışınca hareket ettik. 


Kapıkule Tren Garı bizi hayli şaşırttı ve üzdü. 1970 yılına Back to the Future filmi gibi geriye gidiyorsunuz. Çok bakımsız ve eski. Görevlilerin çoğu çok bakımsız ve ilgisiz. Herhalde sınıra yakın sürgün yeri olarak gördüler burayı. Bir Free Shop var, içinde bir şey yok. Ama devlet büyükleri için VİP salonu ihmal edilmemiş... Biraz sonra Bulgaristan' a geçince görevlilerin ciddiyeti, duruşları ve temizlik bizi imrendirdi. Halbuki onlar ekonomik zorluk çekiyor biz ise onlara göre zengin sayılırız.


Bulgaristan sınırına girince ilk istasyonda durduk. Mültecilere karşı yapılan jiletli telleri ve bizimkilerin aksine işini çok iyi yapan Bulgar Polisini görünce " nereye geldik biz la " demeden kendimizi alamadık. Polisler gelip " komşiya pasport " deyip, pasaportları toplayıp gittiler. Trenden aşağı ineyim dedim, hemen polis sert bir şekilde ikaz etti... Özgürlükler ülkesinden Demirperde ülkesine gelmiştik. Epeyce bekledikten sonra tekrar gelip pasaportlarımızı dağıttılar. 


Bulgaristan' da pasaport kontrolü yapılan ilk istasyon... Jiletli tek örgü ve işini ciddi yapan polislerle karşılaştık, bizim Kapıkule' nın aksine... Bir Bulgar kadınla konuştum; istedikleri zaman Türkiye' ye kaçak giriş, çıkış ve kacakcilik yapabiliyorlarmis...


Bulgaristan' da tren istasyonları tanıdık... Hareket memurlarının çoğu bayan ve işlerini çok ciddi yapıyorlar.


Bulgaristan coğrafyası çok manzaralı değil... Köyler bizim Anadolu köylerine benziyor... Kasabaları bakımsız... Uzun yıllar kominizim onları yoksul bırakmış... Liberallige geçişte olamamış... Öylece kalmışlar. Ekonomi çok iyi değil.



Trende, Romanya' da yaşayan bir Macar aile ile tanistik... Uzun uzun sohbet ettik... Türklerin bir kolu olduklarını gururla anlattılar...Ülkemizi çok seviyorlar... Yakında misafirimiz olacaklar...İyi ki tanışmışız. Bize iki aktarma yapacağımız söylenmişti. Halbuki üç aktarma varmış... Reka bizi uyarmasaydı, Bükreş yerine alakasız bir yere gidecektik ve sonra ayıkla pirincin taşını. Şanslıyız vesselam. Her yerde Yaradan karşımıza iyi insanlar çıkarıyor... Gezerken çok önemli.



Uzun yıllar sonra tren keyfi yaşadık... İnter Rail olarak Bulgar ve Romen treni.


Bulgaristan' da bir istasyon.


Bizim eski Boğaziçi treni tadında.

Tuna Nehri


 
Tren hattının iki kenarı çok sık ağaçlı. Manzarayı göremediğiniz için bazen seyahat çok sıkıcı olabiliyor.





Bulgaristan üzerinden Romanya gezisi güzel geçti. Zaten üç dört günlük kısa bir geziydi... Tavsiye ederim. Tarihte bize Eflak diye öğretilen yerleri gezdik... Osmanlının Avrupa içlerine doğru girerken kullandığı Tuna Nehrini gördük. Bu nehirde ağırlıkları yüzdürerek taşımışlar... 
Tuna kıyılarında Türklerin gelişini izlemek için yapılan kuleler hala duruyor... 
Türk Treni olsa daha rahat bir yolculuk yapabilirmişiz... Özellikle Bulgargar treni çok tekin değilmiş. 
Romanya çıkışında da kondüktörler bana 40 avro ilave bilet kesmek istediler. Makbuz isteyince vaz geçtiler... Yani biraz dikkatli ve uyanık olmanız gerekir. 
Ancak onların gümrük memur ve polislerinin ciddiyeti, bizimkiler onlardan kat kat fazla maaş almasına rağmen bizimkilerde yok. Çok üzücü. 
Tanıştığım bir Bulgar kadın " istedikleri zaman Türkiye' ye rahat rahat kaçak yollardan giriyoruz ve İstanbul' da aylarca kalıyoruz, ticaret yapıyoruz " dedi. Gerçekten yol geçen hanıyız. Çok üzücü. 

Bükreş' te güzel lokantalar var ve oldukça uygun.
 


Bizim Ankara Garını anımsattı.
Opera Binası


Şehir Merkezin de bir AVM



Romenler, Bulgarlar kısa yerleşim mesafelerinde biniyorlar, iniyorlar. Bazen tren oldukça boşalıyor. İşte o anlardan birinde tüm kompartımanı kapatmış halimize gülüyoruz.

 
 
 
Bükreş' te soluklanacağınız, dinleneceğiniz güzel parklar var.


 
Topçu, Top görürse ne yapar.

 
Opera Parkı

 
Bunlarda Kazıklı Voyvoda bitmez.

 
 
Arkadaşımız Manuela ile bir akşam yemeğe çıktık. Bize Türk Restoranı tavsiye etti. Sultan Restoran. Burada ülkemizde yiyemediğimiz bifteği yedik. Hem de çok uygun fiyata.



 
Kilo ile açıkta bisküvi satılıyor, tıpkı bizim 70 lerde ki gibi.





.
 
Boynuzlu treleybüsler var



 
Dönüşte her türlü unlu mamül, ketıl, çay ve şeker alarak kompartıman keyfi yaptık.

 
 
Trenler eskiydi, lakin yavaş yavaş yenilenmeye başlamış. Renkler ve ışık hoşuma gitti.


 
Old Town. Eski Şehir.

 
Çavuşesku' nun yeni sarayı. Kullanmak nasip olmadan kurşuna dizilmiş.

 
Bugaristan ve Romanya' da tren güzergahındaki kasaba ve köylerde yaşayan halk treni kullanıyor. Bazıları uyuyor ve kondüktörler uyandırıyor veya istasyona geliş ikazını gezerek bildiriyor... Bu Fransızlar tren işletmeciliğine zamanında nasıl ayar vermişlerse aynı düzen devam ediyor... Kızların çoğunluğu mini etek ve dekolteli ve çok rahatlar. Çoğu yalnız seyahat ediyor. Ortam güvenilir demek ki. Bizde olsa pek rahat bırakmazlardı... Aktarmalarda kondüktörlere fazla güvenmeyin. Bazıları uyarmayabiliyor. Bu yüzden nerye geldik, nerede ineceğiz diye bazen stress yapabiliyorsunuz. 2016 Kasımında, İstanbul- Kapıkule hattı bitecekti. Bitince bizim trenlerde hizmet vermeye devam edecekmiş. Eğer bizim trenlerle yola çıkarsanız çok rahat edersiniz. Daha temiz ve bakımlı olduğu söyleniyor.




 
Sulu yemeklerde oldukça iyiler. Domuz yemiyorsanız dikkat! İşkembe çorbasına benzer bir çorba içtim. Güzeldi.



 
Bükreşten manzaralar.


 
Bulgar polisi pasaportları toplayıp götürüyor. Kontrollerden ve damgaladıktan sonra getirip, tek tek dağıtıyor.

 
Üniversite



 
Bu güzel apartmanları Çavuşesku yaptırıp ileri gelenlere dağıtılmış. Halk biraz içerlemiş.


 
Kominizim zamanında yapılan evler çok eskimiş. Şimdi AB fonundan gelen yardımlarla yenileniyorlar. Bir kısmını ev sahipleri veriyor.





En son dönerken Romen treninden indik ve Bulgar trenine aktarma yapıp tekrar başlangıç noktasına yani Kapıkuleye ineceğiz. baktık başka bir trenden Koreli gencecik pıpıl pırıl bir kız indi ve yanımıza geldi... Gecenin bir yarısı, tek başına bir melek gibi bir kız... Ne arar buralarda? Hemen konuştuk. Bir aydır Balkanları geziyormuş. İstanbul' a geçip, oradan ülkesine dönecekmiş. İstanbul' da uygun Otel arıyordu... Neyse birazdan trene bindik, yanımıza oturdu, telefonundan interneti açtı ve araştırmaya başladı... Kızını bakkala gönderemeyen anneler, duyun, evrensel insan olmak, gelişmişlik böyle bir şey...

Bir gezinin daha sonuna geldik.

Gezin, tozun, ferahlayın.
Birazda hafifleyin. Yani paracıklardan kurtulun.

HOLLANDA GEZİ NOTLARI

Haziran 2019 da, son yıllarda çok gözde olan Amsterdam' a gitme hazırlıklarını tamamladık... Gitmişken, bir kaç kent daha gezmek ve Ho...