SEYAHATNAME İSVİÇRE 1
Pegasus Kredi Kartımız olmasına rağmen, aldığımız olumsuz duyumlar ve internet üzerinden bilet alma gayretlerimiz başarısız olunca, hiç riske girmeme ve keyifli bir yolculuk yapmak adına, tercihimizi THY.' dan yana kullandık .
Sonradan, Atatürk Havaalanında şahit olduğumuz bir olay, THY. biletinin üçte bir oranında pahalı olmasına rağmen, seçimimizde ne kadar isabetli olduğumuzu bizlere kanıtladı.
Havaalanlarında perişan olmanın yanında iptal edilebilecek bir uçuş nedeniyle, tekrar otel arama, bunun maliyeti ve sıkıntılar, tüm tatilin keyfini bir anda eziyete dönüştürebilirdi.
Bu vesileyle; sosyal medyada söz konusu havayolu şirketi ile Roma' da çektiği sıkıntıyı bizlerle paylaşan, Levent Aral devremize teşekkürü bir borç biliriz … Aynı şekilde; sosyal medyayı çok iyi takip etmeye çalışarak, bu haberi kaçırmadığım için kendimi tebrik ediyorum …
Antalya' dan, havaalanına ulaşım, Belediyenin D-600 hatlı, her yarım saate planlanan, özel otobüsleri sayesinde çok kolaydı... Bir önceki Belediye Başkanımız Akaydın Hocanın bu hizmetini şükranla hatırlatmak istedim …
Gerek Antalya, gerek İstanbul Havaalanlarında ki yer hizmetlerinden pek memnun kaldığım söylenemez... Şöyle ki ; Uluslararası bir uçuşta, uçağa binişler körüklü olmalıydı. Artan hava trafiği ile beraber, yer hizmetlerinin oldukça keşmekeş bir hal alması, yabancı yolcuların gözünden kaçmıyordu ... Sefer sayısını ve destinasyon merkezlerini artırmakla övünen yetkililer, bunu karşılayacak yer hizmetlerindeki alt yapının yetersizliğini hesaplayamamışlardı... Bu eksiklik THY.' na iptal edilen veya gecikmeli uçuşların sayısının artması şeklinde geri dönecekti ki, bu durum son yıllarda Avrupa'nın en iyi havayolu unvanını alan bir şirket için hiç te arzu edilir bir gelişme değildi.
Geçmiş yıllarda yaptığım Amerika seyahatlerinde hep körüklü geçişlerden uçağa alınmıştık ve hizmetlerin kalitesi dünya standartlarına yakındı... Şimdi ise havaalanları, özellikle iç hatların artması nedeniyle, otobüs terminallerinden farksızdı.
Antalya' dan, İstanbul' a uçuş oldukça keyifliydi. İkramlarda THY fark atmaya devam ediyordu...
İstanbul'a inip, İç Hatlardan, Dış Hatlara geçerken, Pegasus'la seyahat eden bir bayanın şikayetlerine şahit olduk... Bayan " bir bağlantıyı kaçırdığını, eğer yardım alamazsa aldığı ikinci biletin de yanacağını, ama derdini anlatacak bir yetkili bulamadığını " yana yakıla anlatıyordu...
Atatürk Havaalanın' da, bizi Cenevre' ye götürecek THY. uçağına bindiğimizde yer hizmetlerinde bir sıcak, bir soğuk ortama alınmaktan biraz yorulmakla beraber seyahat heyecanımızı kaybetmemenin keyfini yaşıyorduk... Ancak, İstanbul' a üçüncü Havaalanının şart olduğunu kesinlikle anlamıştık … Kamuoyu' da anlamıştı, lakin yeri ve kesilen ağaçlar konusunda tartışmaların bir müddet daha devam edeceği kesindi.
Kaptanımız anonsa başladığında, bizim Duman' lar dan biri olabilir mi diye kulak kabarttım, değillermiş... Kaptan, yanlış hatırlamıyorsam; 2000 km. uçuş mesafesini, 2:30 saat te gerçekleştireceğimizi anons etti …
Havalanır havalanmaz, gayretli uçuş personeli tarafından yemek servisi başladı... Burada ilk defa gördüğüm bir uygulamadan bahsetmeden edemeyeceğim; yemekten önce Menü Kartı dağıtıldı. Kart, Türkçe ve İngilizce olarak hazırlanmıştı... Menü' de , her zaman olduğu gibi, kırmızı ve beyaz et seçeneği vardı... Dikkatimi çeken diğer bir hususta; ilk defa uçakta, ahçı kıyafeti ile gezen ama hiç te ahçı ya benzemeyen bir personel vardı... Sanırım verilmek istenen mesaj açıktı ; "yemek servisi konusunda iddialıyız" …
Menü de ızgara köfte ve karşımda ahçı yı görünce ve burnuma ızgara et kokusu gelince, eşime; " uçağın kuyruk bölümünde mangalları yakmışlar sanırım " esprisini patlattım. Gülüştük … Yemek yanında yapılan içki servisinde, alkolsüz içecekler yanında beyaz ve kırmızı şarap ikram ediliyordu... Müteakiben, çay ve kahve servisi başladı.
Coğrafya ya meraklı olduğumuzdan, cam kenarını tercih etmiştik... İsviçre' ye yaklaşırken Alp Dağlarını havadan görmek ve resimlerini çekmek, havanın aşırı bulutlu olması nedeniyle mümkün olmadı, ancak gene de bulut aralarından seyrekleşmiş karları ile Alp' leri biraz görmek fırsatını yakaladık.
Uçağımız, iniş için alçalırken, aşağıda yemyeşil bir bitki örtüsü ve ormanlık alanları görmek bizi oldukça etkiledi... Şirin evleri ile tarım çiftlikleri ve muhteşem doğası ile İsviçre hakkında ilk izlenimleri edinmiştik... Tablolardan fırlamış gibi görünen çiftlikler, bizde gerçekten olmayan ancak kalite etkisi yaratmak için mizansen edilmiş; " süttür, sütaş ın aşkı, sütaş ın aşkı süt aşkı " reklamları gibiydi.
Şehir e yaklaşırken görüntü sanayi tesisleri ve banliyö evlerine dönüşmüştü... Nihayet uçağımız piste tekerleklerini koyduğunda, Cenevre Havaalanı, İstanbul' da ki yoğunluk ve karmaşadan sonra bize çok sade ve sakin geldi... On dört milyonluk bir şehirden, dört yüz bin nüfusu olan bir şehir e gelmiştik...
Onca yazdık ve ancak Cenevre' ye gelebildik... Ekonomi ve turizmimizi ilgilendiren konulara değinmeden edemezdim. Zira bir seyahat ın güzel olması ; hem hava hem de yer hizmetlerinin kalitesi ile ortaya çıkıyor. Birinden birinde olabilecek aksaklıklar tüm seyahat ınızı olumsuz yönde etkiliyor …
Cenevre ve İsviçre' yi anlatmaya devam edeceğiz .
Şimdilik hepinize iyi ve eğlenceli seyahat lar.
Selahattin Ercan
Antalya 18.06.2015
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder